page

Ahlaken temizlenmesi gereken bir toplumuz

6 Nisan 2014

06/04/2014 Esra Açıkgöz (Cumhuriyet) ile Röportaj

sra-ersanli_a22f9ea2-0d00-4384-872f-86945da5393c_4_E9E7F432-42B2-4E3E-8D82-414E2EC0403F

‘Wit’, ‘vrouw’ en ‘Turk’ in Koerdische kwestie

9 Temmuz 2012

09/07/2012 Ingezonden door Kivilcim op ma

Naam: Buşra Ersanlı
Beroep: Professor of Politics and History at Silivri Prison, Turkey

Acht maanden geleden was Buşra Ersanlı nog professor in de Politieke Geschiedenis aan de Universiteit van Marmara, bestuurslid van de pro-Koerdische ‘Vrede- & Democratische Partij’ (BDP) en lid van de commissie voor de hervorming van de grondwet in het Turkse parlement. Nu wordt haar verweten dat ze als ‘Turkse’, ‘wit’ (In Turkije staat wit voor hoogopgeleid en intellectueel) en ‘vrouw’, in Koerdische kwestie niks te zoeken heeft.

En in dat licht wordt ze beschuldigd van terroristische propaganda en lidmaatschap van een terroristische organisatie. Haar inzet voor verandering, rechtvaardigheid en gelijkwaardigheid staan volgens de Turkse wetgever gelijk aan terrorisme zoals dat van de PKK-guerrilla’s. Er is geen verschil tussen aanvallen met woorden of met kogels, volgens premier Erdoğan. Indien een dergelijke aanval gericht is tegen de territoriale integriteit van de Turkse staat, dan staat dit gelijk aan terrorisme. De gevangenis is de straf waarmee de Turkse wetgever haar ‘terug op het juiste pad’ wil brengen.

Momenteel verblijft Buşra Ersanlı in de Silivri-gevangenis in Istanbul. Ze leeft samen met 33 vrouwen in twee zalen en verblijft met drie vrouwen in één cel. Ze heeft samen met de vrouwen ‘stilte-uren’ ingevoerd. Iedere ochtend, middag en avond is iedereen ruim twee uur stil. Elke vrouw heeft dan de mogelijkheid om in alle stilte een boek te lezen. Ersanlı organiseert binnen de gevangenismuren haar eigen colleges ‘Inleiding in politicologie’ en ‘Ideologieën’ voor vrouwen die zich willen ontplooien. Ze geeft les volgens academische lestijden. Via haar bezoekers wist ze een bibliotheek op te bouwen van vijfhonderd boeken die beschikbaar zijn voor de gevangen vrouwen. Ersanlı besefte dat ze daarnaast ook moest blijven werken aan haar eigen ontplooiing. Daarom volgt ze zelf Koerdische taalles bij haar medegevangenen, met als doel om tweetalig te worden. Ze is eveneens van plan om haar Koerdische taallessen voort te zetten wanneer ze haar vrijheid weer terug krijgt.

fft64_mf1064055

Silivri ve Bakırköy kadın koğuşları

5 Ağustos 2012

05/08/2012 Oral Çalışlar (Radikal) ile Röportaj

imgres

Tahliye

17 Temmuz 2012

17/07/2012 Bianet – Melek Ulagay Taylan

Bizim arkadaşları görünce hemen soruyor: “Büşra Hoca’ya mı geldiniz?”
Bizimkiler “evet” deyince tahliyelere ne kadar çok sevindiğini anlatıyor. Konuşa konuşa Silivri’ye geliyorlar, genç adam parası olduğunu, hemen bir otobüse bineceğini heyecanla anlatıp, arkadaşlarla sarılıp onları öperek ayrılıyor.
Saat 21.00′de hava kararmaya başlıyor. Kürtler ufaktan türkülerle halaya duruyorlar. Türküler çok hüzünlü ve çok güzel. Kadınların başladığı halaya az sonra erkekler de katılıyor.
Serinlikle birlikte herkes diriliyor, daha on saat bekleyecek olsak, bekleriz. Bir Kürt ana endişeli bir yüzle yanıma yaklaşıyor, tahliye olacak oğlunu bekliyor. “Sakın vazgeçmeye kalkmasınlar” diyor. “Olmaz öyle şey” diyorum ama gözlerindeki endişe yok olmuyor.
Bekleyenler, tahliye olanlar için seviniyor, ama herkesinki buruk bir sevinç.
İçeride kalanlar ne olacak? Bundan sonraki duruşma 9 Ekim’de. İki buçuk ay!
Kadınlar daha önce kaldıkları Bakırköy Tutukevi’ne geri dönecekler. Orası kampüs değil, cezaevi. Bu sırada Bakırköy’de tutuklu bir BDP’linin (Barış ve Demokrasi Partisi) ablası arıyor beni Mersin’den. “Gözünüz aydın” diyor, ama onun kardeşi halen tutuklu. Hemen oracıkta karar veriyorum, bundan sonra kardeşinin ziyaretçisi ben olacağım.
Karanlık iyice bastırıyor. Kapıya yaklaşan her otomobilin farları uzaktan göründüğünde kalabalık dalgalanıyor. İki tane ambülans siren çalarak içeriye giriyor. Havada yine bir endişe. Saat 22:15′te medyacıların bütün ışıkları yanıyor ve “geldiler” çığlığı ile birlikte zılgıt ve alkış sesleri arasında minibüsten inmeye başlıyorlar.
Medyacılar Prof. Ersanlı’nın görüntüsünü alabilmek için birbirilerini ve herkesi ezerek saldırıya geçiyor. Simge isim olduğu için bütün ilgi ona.
Büşra Ersanlı, izdihamdan hafif şaşkın, gülümsemeye çalışıyor.
Eski arkadaşları onu medyanın saldırısından korumaya çalışarak, arabaya bindiriyorlar.
Yanıma oturuyor ve kafasını omuzuma dayıyor, ağzından çıkan ilk sözcükler “zor, çok zor, demir kapılar kapandı, onlar orada kaldılar” oluyor. Arkadaşlarını geride bırakmış olmanın ezikliği içinde.

Bulut Falı (Bir BDP’linin Cezaevi Tanıklığı)

Bir BDP’linin Cezaevi Tanıklığı “KCK Davası” adı altında yürütülen hukuki bir sürecin neticesinde 28 Ekim 2011 tarihinde gözaltına alınarak tutuklanan Büşra Ersanlı, tahliye edildiği 13 Temmuz 2012 tarihine kadar cezaevinde geçirdiği zamanı, kendi tuttuğu günlük, gazete haberleri ve en önemlisi “içeridekilere” bir direnç ve dayanışma duygusu veren çok sayıda mektup ve kartla dinamik bir kurgu [...]

manşet

Çiçek Dürbününden Bulut Falı’na

13 Temmuz 2014

Büşra Ersanlı’nın cezaevinde geçen dokuz ayını içeren kitabını okuduğumda onun dışarıdaki öğrencileri olarak geçirdiğimiz o dokuz ayı hatırlıyorum. Kitapla birlikte başa sarıp, ilk kez yazıyorum. Bulut Falı; Bir BDP’linin Cezaevi Tanıklığı.* Büşra Ersanlı’nın “KCK Davası” adı altında gözaltına alındığı 28 Ekim 2011′den 13 Temmuz 2012′ye dek cezaevinde geçirdiği zamana dair günlüğünden, gazete haberlerinden, mektuplardan oluşan [...]




Mestan ve Fistan 255 gün bekledi...