En iyi film Ersanlı’ya adandı

15 Nisan 2012

15/04/2012 Cumhuriyet Gazetesi


En İyi Film Emin Alper’in ‘Tepenin Ardı’na değer görülürken Zeki Demirkubuz’un filmi ‘Yeraltı’ En İyi Yönetmen, En İyi Kurgu, En İyi Görüntü ve En İyi Erkek Oyuncu (Engin Günaydın) olmak üzere dört ödülle geceden döndü. En İyi Kadın Oyuncu Ödülü ise ‘Şimdiki Zaman’ filmindeki rolüyle Sanem Öge’ye gitti.

Filminde hayali bir düşman yaratan bir ailenin başından geçenlere odaklandığını anlatan Alper şöyle konuştu: “Ben gözümü açtığımdan beri iç ve dış düşmanlarla çevrili olduğumuzdan söz edilir hep. Bu nedenle bana esin kaynağı olan butün bu düşmanlarıma teşekkür ederim.”

Ödülünü başta parmaklıklar ardında olan hocası Prof. Büşra Ersanlı’ya adayan Alper, “Aynı zamanda ödülü cezaevindeki siyasetçi, belediye başkanları, gazetecilere ve geçen haftalarda kaybettiğim babama da adıyorum” dedi…

İsveçli Parlamentere Cezaevi Araması

14 Nisan 2012

14/04/2012 Bianet

İsveç Parlamentosu Hıristiyan Demokrat Parti üyesi Désirée Pethrus, “Kürt sorununda çözüm için acilen adım atılmalı” diyerek, ifade ve özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini açıkladı, adil yargılanma hakkının temel insan hakkı olduğunu vurguladı.
Pethrus, Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) adı altında yürütülen soruşmayla tutuklanan Bakırköy Cezaevi’ndeki gazeteci Zeynep Kuray ile Prof. Dr. Büşra Ersanlı’yı ziyaret etti.
Bu ziyaretin hemen ardından görüştüğümüz Pethrus, cezaevi girişinde kendisine de elle arama yapılmasından dolayı çok şaşkın olduğunu anlattı.
“Bir parlamenter olarak ziyarete gittiğim cezaevinde yapılan muamele beni şaşırttı. Bir kadın görevli beni ayrı bir odaya götürerek elle vücut araması yaptı.”
“Ersanlı ne gibi bir zarar verebilir?”

Ersanlı’nın da cezaevinden hastaneye götürülürken ellerinin kelepçelendiğini öğrendiğinde bir şaşkınlık daha yaşadığını söyledi.
“Ersanlı yurtdışında da tanınmış bir akademisyen, ve 60′lı yaşlarında bir kadın. Elleri kelepçeli olmasa da nasıl kaçabilir ya da etrafındakilere ne yapabilir ki? Ondan ne gibi bir tehlike gelmesinden korkuluyor?”
Pethrus, “Onun neden hapishanede olduğunu bile anlayamıyorken bu muameleyi anlamam mümkün değil” diyor.
Prof. Dr. Ersanlı ile gazeteci Kuray’ı ziyaret eden İsveçli parlamenter Pethrus da cezaevi girişinde vücut aramasına maruz kaldı; Pethrus Türkiye’deki uzun tutuklulukları, Kürt sorununda gelinen noktayı ve ifade özgürlüğü önündeki engelleri eleştirdi.

İsveçli Parlamenterlerin ‘İleri Demokrasi’ Şaşkınlığı

15 Nisan 2012

Masanın çevresinde üç konuk, üç ziyaretçi… Üç İsveç milletvekili: Desiree Pethrus Hıristiyan Demokrat Parti’den. Yıllarca partisinin kadın kolları başkanlığını yapmış, halen AB ilişkilerinde sözcü ve etkin rol oynamakta… Amineh Kakabaveh İsveç Sol Parti’den. Kökeni İranlı Kürt. Sol Parti’den milletvekili seçilmeden önce de kendini insan haklarına adamış bir eylemci… Jan Lindholm İsveç’in Yeşiller Partisi’nden…

Geliş nedenleri, demokrasimizle ilgili bilgi edinmek, son zamanlarda dış basında yer alan tüm o eleştirel yazıların gerçek olup olmadığını anlamak.
15/04/2012 Cumhuriyet Gazetesi

Biri onlara artık “demokraside” değil, Başbakan’ın deyişiyle “ileri demokraside” yaşadığımızı hatırlatınca, neredeyse küçük dillerini yutacaklardı!

TOPLUMSAL ADALET VE DEMOKRASİYE ADANMIŞ BİR HAYAT: PROFESÖR DR. BÜŞRA ERSANLI

1 Ocak 2012

01/12/2012 Toplumsal Tarih Dergisi

Bizler, hocamız Büşra Ersanlı’nın çok geniş bir yelpazede çalıştığı ve ürettiği gerçeğini unutmadan, bu yazıda kendi çalışma alanlarımızla sınırlı kalarak, Ersanlı’nın bu alanlarda yaptığı teorik ve pratik katkıları değerlendirerek ona öğrencileri, genç meslektaşları ve bölüm arkadaşları olarak teşekkür etmek istiyoruz.
Büşra Hoca’nın bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sosyal bilimlerin çeşitli alanlarına yapacağı katkıları ve aktivist kimliğiyle toplumsal vicdanımızı harekete geçireceğine ve demokrasi arayışımızı kavi kılacağına inanıyoruz…

Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi ve eski bölüm başkanı Profesör Dr. Büşra Ersanlı, Türkiye, Balkanlar ve Avrasya dünyası üzerine yaptığı çok sayıda çalışmayla Türkiye’de ve uluslararası akademik çevrelerde tanınan saygın bir bilim insanıdır. Siyaset biliminden uluslararası ilişkilere, toplumsal cinsiyet çalışmalarından tarih yazımına, milliyetçilik ve kimlik meselelerinden toplumsal hareketlere uzanan çok geniş bir alanda üretim yapan Ersanlı, her zaman disiplinler arası bir yaklaşımı tercih etmiştir. Ersanlı bir akademisyen olarak çalıştığı alanların gelişmesine öncü çalışmalarıyla katkıda bulunmanın yanı sıra, yetiştirdiği onlarca yüksek lisans ve doktora öğrencisi ile çalıştığı alanlara dinamizm getirmiş, çeşitli üniversitelerde verdiği derslerle genç öğrencilerin demokrasi ve toplumsal adalet ekseninde yurttaşlık bilinci edinmelerine katkıda bulunmuştur.

BASINA VE KAMUOYUNA

Türkiye’de ve uluslararası akademik çevrelerde yaptığı bilimsel ve toplumsal çalışmalarla tanınan Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nün eski Bölüm Başkanı ve Siyaset Bilimi hocalarından Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın da aralarında bulunduğu 70 kişinin daha “KCK” adı verilen operasyonlar kapsamında gözaltına alınması, hepimizde derin kaygılar yaratmıştır… …

“TÜRKİYE’DE ARAŞTIRMA VE ÖĞRETİM ÖZGÜRLÜĞÜ” ULUSLARARASI ÇALIŞMA GRUBU

21 Kasım 2011

Türkiye’de akademik araştırma ve öğretime karşı yürütülen saldırılar ve hükümet baskıları, 2009’dan itibaren yoğunlaştı. Ekim 2011’de Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Büşra Ersanlı, Belge Yayınları’nın editörü Ragıp Zarakolu, editör, çevirmen ve siyaset bilimi alanında doktora öğrencisi Deniz Zarakolu’nun ve 21 yaşındaki siyaset bilimi öğrencisi Büşra Beste Önder’in tutuklanmasıyla birlikte, bu baskılar dikkat çekici boyutlara ulaştı. PKK’nın şehir örgütlenmesi olduğu iddia edilen KCK’ya yönelik operasyonlarda göz altına alınan bu insanlara yöneltilen suçlamaların vardığı nokta, bağımsız entellektüelleri susturmak, araştırmacı, akademisyen ve öğrencileri tehdit etmek olmuştur. Gözaltına alınan kişilerin tutukluluk hallerini uzatarak, kimi tutukluları (örneğin Ragıp ve Deniz Zarakolu) yüksek güvenlikli cezaevlerinde tutarak, savunma makamının haklarını kısıtlayarak, bir çok kez aklanan sosyolog Pınar Selek veya Ergenekon davası kapsamında “terörizm” suçuyla yargılanan gazeteci Ahmet Şık ve Nedim Şener örneklerinde olduğu gibi, sanıklar üstünde baskı kurarak ve davaları siyasi davalara dönüştürerek, Türkiye’deki adalet sistemi bu zulümlere ortak olmaktadır…

http://www.gitinitiative.com/




Mestan ve Fistan 205 gündür bekliyor...